Cuma, Ağustos 19, 2022
Ana SayfaHUKUKEğitim Sen: Hukuksuz İhraçlar ve Haksız Açığa Almalar Derhal Son Bulmalı, OHAL...

Eğitim Sen: Hukuksuz İhraçlar ve Haksız Açığa Almalar Derhal Son Bulmalı, OHAL ve KHK Hukuksuzluğuna Son Verilmelidir!

OHAL kapsamında kanun hükmünde kararnamelerle gerçekleştirilen haksız, hukuksuz işten atmalara ve ihraçlara karşı bugün Yüksel Caddesi’nde bir basın açıklaması gerçekleştirdik. Basın açıklamasına Genel Başkanımız Kamuran Karaca, Genel Sekreterimiz Mesut Fırat, Genel Örgütlenme ve Yükseköğretim Sekreterimiz İsmail Sağdıç ve Merkez Kadın Sekreterimiz Ebru Yiğit ile KESK MYK üyeleri katıldı. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba da  basın açıklamasına katılarak destek verdi.

Genel Başkanımız Kamuran Karaca’nın yaptığı basın açıklaması şöyle:

Dünya çapında 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü olarak bilinmesine karşın, 12 Eylül sonrasında darbeciler tarafından ilan edilen “24 Kasım Öğretmenler Günü”, tamamen sembolik ve göstermelik törenler ve söylemler eşliğinde kutlanmaktadır. Oysa Türkiye’nin sadece öğretmenleri değil, tüm eğitim ve bilim emekçileri her yıl sadece bir gün hatırlanmayı değil, yaşadıkları ekonomik, sosyal ve mesleki sorunlara gerçekçi ve kalıcı çözümler üretilmesini beklemektedir.

Her 24 Kasım’da, eğitim emekçilerinin gerçek sorunlarını görmezden gelenlerin artık ezberlediğimiz cümleler kurarak “öğretmenliğin çok kutsal ve onurlu bir meslek” olduğundan söz etmesi, hepimizi ciddi anlamda rahatsız etmektedir. Eğitimin ve öğretmenlerin gerçek sorunlarını çözmek yerine, ısrarla görmezden gelenlerin bildik nutukları  son bulmalıdır.

Ülkede AKP’den önce de eğitim sorunları vardı. Ancak  var olan sorunlar, AKP süreciyle birlikte yaratılmak istenen toplumsal model dayatmasının eğitime yansıtılmasıyla çok büyük boyutlara ulaşmıştır. Öğretmen açıkları yüz binlerin üzerine çıkarken, atama bekleyen öğretmenlerin sayısı üç yüz bini geçmekte, bu alanda büyük bir çelişki yaşanmaktadır. Diğer taraftan, okulların kaynak sorunu, eğitimin niteliğinin yükseltilememesi, eğitim müfredatlarına yapılan gerici müdahaleler, laik bilimsel demokratik eğitim yerine eğitimin sürekli dinselleştirilmesi, eğitimde idareci ve öğretmenler üzerinden partizanca kadrolaşmalar, eğitimde özelleştirme ile fırsat eşitliği ve kamusal eğitim hakkının bitirilmesi, karma eğitim karşıtlığı vb. uygulamalara bakıldığında; eğitimde çağdışı, akıl dışı zorlama yaklaşımlar, çocuklarımızın eğitim hakkı üzerinde büyük bir tehdit olmayı sürdürmekte ve toplumsal gerilimi artırmaktadır.

Bu ideolojik zorlama yaklaşımlar öyle boyutlara taşındı ki; Zonguldak Çaycuma’da 24 Kasım etkinlikleri camide mevlit okutarak başlatılsın diyen ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü çağrılarına bile dönüştürüldü. Sadece bu örnek bile eğitimde yaşanan gerici kuşatmayı görmek açısından önemlidir.

Eğitimi ülkede bitme noktasına getiren  bu yönelim üzerinden yukarıdaki yapısal sorunlar yaşanırken, 15  Temmuz darbe girişimi  sonrasında, OHAL uygulaması ve KHK’larla eğitime ve öğretmenlere yönelik yeni bir baskı süreci başlatılmıştır. Siyasi iktidar, aylardır on binlerce öğretmenin, eğitim ve bilim emekçisinin işine, ekmeğine, çalışma hakkına ve geleceğine yönelik hukuk dışı adımlar atmaktadır. Bir taraftan OHAL KHK’ları ile öğretmenler hukuksuz bir şekilde işten atılıp sendikal faaliyetleri nedeniyle açığa alınırken, diğer taraftan sözleşmeli öğretmenlik ile güvencesiz istihdamın yaygınlaşması sonucunda mesleğimiz ve geleceğimiz resmen ipotek altına alınmıştır.

1 Eylül tarihinden itibaren OHAL hukuku dayanak yapılarak çıkarılan 672, 675 ve 677 sayılı OHAL KHK’ları ile hukuksuz bir şekilde ve tamamen siyasi ve idari kararlarla on binlerce öğretmen ve kamu personeli ihraç edilmiş ve açığa alınmıştır. 12 Eylül darbesi sonrasındaki süreç dâhil, geçmişte yaşanmış darbe dönemlerinde bu kadar yoğun ve kapsamlı bir öğretmen kıyımı yaşanmamıştır. 12 Eylül darbecileri 3700 öğretmeni ihraç ederken, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ihraç edilen öğretmen sayısı 30 bini aşmıştır. Eğitimde yaşanan ihraçlar ve açığa alma uygulamaları sonucunda en az 1,5 milyon öğrencinin eğitim-öğretim hakkı bizzat hükümet-MEB uygulamaları ile fiilen engellenmiştir.

Görülüyor ki; Meclis’i devre dışı bırakarak OHAL’i kendi hukuksuzluklarına kalkan yapanlar, evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde hareket etmek yerine, ülkeyi kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda yeniden inşa etme sürecinde karşılarında duracak hiçbir örgütlü güç istememekte, darbe fırsatçılığı yaparak hareket etmektedir.

Sendikal eylem ve etkinliklerin darbeyle hiç alakası yokken, bu faaliyetler nedeniyle 10 bine yakın Eğitim Sen üyesi 76 gündür açıktadır ve göreve dönmeyi beklemektedir. Öğrencilerin yaşam hakkı ve eğitim hakkı için yapılan bir günlük iş bırakma eylemi nedeniyle öğretmenlerin “eğitim hakkını ihlal ettiğini” iddia edenler, öğretmenleri 76 gündür okullarından ve öğrencilerinden kopararak öğrencilerin eğitim hakkını engellemektedir. Bilimsel, laik demokratik, anadilde eğitim hakkını savunan üyelerimiz ve sendika yöneticilerimiz, dolayısıyla sendikamız hedef haline getirilmek istenmektedir. Özellikle yerellerde ve merkezi olarak MEB’de bazı çevrelerin özel çaba içinde oldukları görülmektedir. Bu kapsamda  başta 10 şube başkanımız olmak üzere çok sayıda yöneticimiz ihraç edilmiştir.

İktidarın laik-bilimsel eğitim karşıtı ve eğitimi dinselleştirmeyi hedefleyen eğitim politikalarına karşı çıkan, itiraz eden eğitim emekçilerinin darbe fırsatçılığı yapılarak cezalandırılmak istenmesi kabul edilemez. Ömürleri darbelere karşı mücadele ile geçen, her darbenin ardından en ağır bedelleri ödeyen eğitim ve bilim emekçilerini hedef haline getirenler, tamamen hukuksuz ve suç teşkil eden tutumlarından derhal vazgeçmelidir. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan talebimiz sendikal faaliyetlerimize ve yasalara saygılı olması, açığa alınan öğretmenlerin öğrencilerine kavuşması için gerekli adımları atmasıdır.

Darbe süreci sonrasında açığa alınan ve ihraç edilen eğitimci sayısı 50 bini geçmiştir.  Bunların azının üyemiz olmasına karşın, hak aramak adına, mağdur olduğunu düşünen ve üyesi oldukları diğer eğitim sendikalarının nerdeyse hiç sahip çıkmadığı on binlerce eğitimciye de sahip çıkmaya devam edeceğiz. Çünkü yıllardır ülkenin dört bir yanında fedakârca görev yapan çok sayıda öğretmen, OHAL hukuku dayanak yapılarak gerçekleştirilen ihraçlar, açığa almalar, gözaltı, tutuklama, soruşturma ve sürgün gibi anti demokratik uygulamalar ile karşı karşıyadır. Eğitim sistemi, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar büyük bir kaosa doğru sürüklenmektedir. On binlerce öğretmenin hukuksuz bir şekilde işten atılması, sendikal faaliyetleri nedeniyle öğretmenlerin cezalandırılmak istenmesi asla kabul edilemez.

Bütün baskı ve hukuksuzluklara karşı Eğitim Sen olarak, sadece öğretmenlerin değil, kötü ve sağlıksız koşullarda çalışan, hakları gasp edilen, ihraç edilen, açığa alınan, sürgünlere ve soruşturmalara maruz kalan tüm eğitim emekçilerinin yanında olacağız. İktidarın hukuksuz uygulamaları sonucunda haksızlığa uğrayan, işinden ve mesleğinden olan, zorla öğrencilerinden koparılan tüm eğitim ve bilim emekçilerinin haklarının takipçisi olmayı sürdüreceğiz.

Mücadeleyle, yapacağımız eylem ve etkinliklerle, hukuksal olarak, yurt içinde ve yurt dışındaki paydaşımız eğitim örgütleri ile dayanışmayla, mağduriyetler giderilene kadar çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Faşizme ve karanlığa asla teslim olmayacağız.

Tüm eğitim ve bilim emekçilerini işimiz, mesleğimiz, iş güvencemiz ve geleceğimiz için dayanışmaya ve birlikte mücadeleye davet ediyoruz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

KESK HABERLER