Pazartesi, Mayıs 16, 2022
Ana SayfaGenel Merkez HaberlerZeytin Ağaçları Bizimdir! Danıştaya Yürütmenin Durdurulması İstemiyle Dava Açtık!

Zeytin Ağaçları Bizimdir! Danıştaya Yürütmenin Durdurulması İstemiyle Dava Açtık!

 

DANIŞTAY  BAŞKANLIĞI’NA

 

                                                                                                                      Yürütmenin Durdurulması ve

                                                                                                                      Duruşma İstemlidir.

 

DAVACI                                : TARIM ORKAM-SEN

(Tarım Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası)

Adakale Sokak Ada Apartmanı 8/7 Yenişehir ANKARA

 

VEKİLİ                                 : Av. Esmani KIRMIZI

Kızılay Mithatpaşa Caddesi No: 16/12 Çankaya – ANKARA

 

 

DAVALI                                : ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI

Türkocağı Cad. No-2 Çankaya/ANKARA

 

DAVA KONUSU                  : Tapuda zeytinlik olarak kayıtlı olan alanların madencilik faaliyetine açılmasına izin veren Resmi Gazete’nin 01.03.2022 günlü ve 31765 sayısında  yayınlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. Maddesi ile eklenen;

  • Maden Yönetmeliğinin 115. Maddesinin 4. Fıkrasının İPTALİNE,
  • Dava sonuna değin yürütmenin durdurulmasına,
  • Duruşma istemimizin kabulüne,

karar verilmesi istemleridir.

ÖĞRENME TARİHİ           : 01.03.2022 (Resmi Gazete’nin 01.03.2022 günlü ve 31765

sayısında yayınlanmasıyla öğrenildi.)

 

OLAYLAR                           :

Dava konusu değişiklik ile, 21.09.2017 günlü ve 30187 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Maden Yönetmeliğinin 115. maddesine 4. fıkra eklenmiştir:

Davalı idare, “(4) Ülkenin elektrik ihtiyacını karşılamak üzere yürütülen madencilik faaliyetlerinin tapuda zeytinlik olarak kayıtlı olan alanlara denk gelmesi ve faaliyetlerin başka alanlarda yürütülmesinin mümkün olmaması durumunda madencilik faaliyeti yürütecek kişinin faaliyetlerin bitiminde sahayı rehabilite ederek eski hale getireceğini taahhüt etmesi şartıyla Genel Müdürlük tarafından belirlenen çalışma takvimi içerisinde zeytin sahasının madencilik faaliyeti yürütülecek kısmının taşınmasına, sahada madencilik faaliyetleri yürütülmesine ve bu faaliyetlere ilişkin geçici tesisler inşa edilmesine kamu yararı dikkate alınarak Bakanlıkça izin verilebilir. Zeytin sahasının taşınmasının mümkün olmadığı durumlarda sahada madencilik faaliyetleri yürütülmesine ve bu faaliyetlere ilişkin geçici tesisler inşa edilmesine kamu yararı dikkate alınarak Bakanlıkça izin verilebilmesi için madencilik faaliyeti yürütecek kişinin madencilik faaliyetleri bitiminde sahayı rehabilite ederek eski hale getireceğini ve Tarım ve Orman Bakanlığınca uygun görülecek alanda dikim normlarına uygun, faaliyet yürütülecek saha ile eşdeğer büyüklükte zeytin bahçesi tesis edeceğini taahhüt etmesi zorunludur. Bu fıkra kapsamında zeytin sahasının taşınmasına ilişkin tüm masraflardan ve zeytin sahasının taşınmasından kaynaklanan tüm taleplerden madencilik faaliyeti yürütmesi yönünde lehine karar verilen kişi sorumludur. Bu fıkra kapsamında zeytin sahasının taşınmasına ilişkin usul ve esaslar Tarım ve Orman Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça, zeytin bahçesi tesis edilmesine ilişkin usul ve esaslar Tarım ve Orman Bakanlığınca belirlenir,” biçiminde kural koymuştur.

Davalı İdare, kanunlarla yapamadığı değişikliği, Yönetmelikle yaparak Anayasayı, kanunları ihlal etmiş ve Anayasa Mahkemesi kararlarını da hiçe saymıştır.

Dava konusu Maden Yönetmeliğinin 115. maddesine 4. fıkrası; davacı sendika üyelerini, üyelerinin ailelerini ve tüm ülkeyi etkilemektedir.

Anayasa’nın A. Hak arama hürriyeti başlığını taşıyan 36. Maddesinin – Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz” biçimindeki amir hükmü ve Danıştay Kanununun 24/1-a maddesinin (Değişik : 2/6/2000 – 4575/2 md.) “1. Danıştay ilk derece mahkemesi olarak: a) (Değişik: 2/7/2018 – KHK-703/184 md.) Cumhurbaşkanı kararların(ı)a, (…) karara bağlar” kuralı uyarınca dava konusu kararın İPTALİ amacıyla davamızı DANIŞTAY’da açıyoruz.

 

Açıklanan nedenlerle davalı idarenin dava konusu işlemi başta hukuka, usule ve yasal düzenlemelere aykırı olması nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesi ile Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun (4688 sayılı) Sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetleri başlığını taşıyan 19. maddesinin f bendinin: “f) Üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukukî yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak” kuralı uyarınca sendikanın yetkisi çerçevesinde davayı Sendika olarak açıyoruz.

Dava konusu olay budur.

 

HUKUKSAL DURUM        :

Tapuda zeytinlik olarak kayıtlı olan alanların madencilik faaliyetine açılmasına izin veren Resmi Gazete’nin 01.03.2022 günlü ve 31765 sayısında yayınlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. Maddesi ile Maden Yönetmeliğinin 115. Maddesine 4. Fıkra olarak eklenen madde hukuka ve yasal düzenlemelere aykırıdır.

Şöyle ki:

Anayasanın 2. Yönetmelikler başlığını taşıyan 124/1 maddesi: – Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler,” amir hükmüne yer vermiştir.

Anayasanın bu amir hükmü karşısında Maden Yönetmeliğinde zeytinliklerle ilgili düzenleme yapılamaz.

Şöyle ki:

1-) Anayasaya Aykırılık      : Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Devlete, 44. maddesi ile “toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek…”, 45. maddesi ile de, tarım arazileri ile çayır ve mer’aların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştımak” görevlerini yüklemiştir. Anayasanın 45. maddesinin gerekçesinde; “Madde, Devlete tarım arazilerinin ve çayırlarla meraların amaç dışı kullanılmasını önleme görevi vermektedir. Devlet, bu amaçla yasal düzenlemeler yapmalıdır” amir hükmü yer almaktadır. Ayrıca Anayasa’nın 56. maddesinde “sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı” düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi Devlete verilen bu görevlerin, Anayasa’da güvence altına alınan yerlere ilişkin özel kanunlarla da yaşama geçirileceğinde kuşku bulunmamaktadır” demektedir (AYM.27.02.2014 tarih E.2012/87 K.2014/41 sayılı kararı). Bir yönetmelikle anayasa aykırı düzenleme getiren İdarenin neye hizmet ettiği ortadadır.

2-) Kanuna  Aykırılık          : a-) 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı, Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’un 1. maddesinde; aşılı zeytinlerin bakım, tımar ve toplanma ve sıklarının kökletme ve yeniden fidan dikme suretiyle meydana getirilecek zeytinliklerin tesis ve yetiştirme, yabani zeytinliklerin açma ve aşılama işlerinin Tarım ve Orman Bakanlığı’nın direktifi altında yapılacağı hüküm altına alınmış, 2. maddesinde; orman sınırları dışında bulunan ve Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yabani zeytinlik, Antep fıstığı ve harnupluklar ve her nevi sakız nevileri ile orman sınırları dışında olup da 17.10.1983 tarih ve 2924 sayılı Kanun kapsamında bulunmayan zeytin yetiştirmeye elverişli fundalık ve makiliklerin Tarım ve Orman Bakanlığınca tespit edilip haritalandırılacağı kurala bağlanmış, 3. maddesinde de; “Bu alanlarda yabani zeytin, fıstıklık ve harnupluk ile sakız nevileri olan menengiç, buttum, yabani sakız, Filistin sakızı ağaçlarını aşılayıp yetiştirecekler ile zeytin yetiştirmeye elverişli fundalık ve makilik alanlarda gerekli temizlemeyi yapıp zeytin dikim alanları meydana getirecekler, dilekçe ile arazinin bulunduğu en büyük mülki amire başvururlar. Başvuranlar arasında Bakanlıkça belirlenecek esas ve öncelik sırasına göre seçilen kişilerden, bu işlemleri yerine getireceklerine dair bir yükümlülük belgesi alınır. Fidan dikecek olanlara devletçe maliyet bedeli üzerinden zeytin fidanı sağlanır. Beş yıl süre ile taşınmazın gayesine uygun olarak kullanıldığı Tarım ve Orman Bakanlığınca tespit edilenlere mahallin en büyük mülki amiri tarafından tapuları devredilir. Bu yolla verilen taşınmazlar hiç bir şekilde veriliş amacı dışında kullanılamaz. Bu taşınmazlar; miras dahil hiç bir şekilde bölünemez, veriliş tarihindeki yüzölçümü hiç bir şekilde küçültülemez. Aksi takdirde Hazinece geri alınır. Bu hususlarda taşınmaz siciline gerekli şerh verilir. Bu maddeye göre verilen süre içinde aşılama, temizleme, dikim ve bakım işlemleri yapılmamış olursa verilen izin Bakanlıkça resen iptal edilir.” Biçiminde kesin kurala bağlanmıştır.

Kanun’un 17. maddesinin 1. fıkrasında, “Devlet; zeytinciliğin ıslahı, yeni zeytin dikim alanlarının tespiti, zeytin dikim ve yetiştirilmesinin teşviki ile verimin artırılması, hastalık ve zararlılarla mücadele ile ürün elde etmekte masrafları azaltıcı araç ve gereçlerin imal ve ithalinde gerekli kolaylıkları sağlar.” 20. maddesinde de, “Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani  olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri yapımı ve işletilmesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının iznine bağlıdır. Zeytincilik sahaları daraltılamaz. Ancak, belediye  sınırları  içinde  bulunan zeytinlik  sahalarının  imar  hudutları  kapsamı  içine   alınması hâlinde altyapı ve sosyal tesisler dahil toplam yapılaşma, zeytinlik alanının % 10’unu geçemez. Bu sahalardaki zeytin ağaçlarının sökülmesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının fenni gerekçeye dayalı iznine tabidir. Bu iznin verilmesinde, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı araştırma enstitülerinin ve  mahallinde  varsa  ziraat  odasının  uygun  görüşü  alınır.  Bu hâlde dahi kesin zaruret görülmeyen zeytin ağacı kesilemez ve sökülemez. İzinsiz kesenler veya sökenlere ağaç başına altmış Türk Lirası idarî para cezası verilir.” kuralları  yer almaktadır.

Dolayısıyla Kanunda açıkça, zeytinliklerin korunmasının ve amaç dışı kullanılması ile tahribinin önlenmesinin Devletin görevi olduğu, bu alanların kullanım koşullarının Kanun ile saptanması gerektiği,  zeytinlik alanlarda faaliyetlerin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı direktifi altında yürütüleceği, alanların Bakanlık tarafından tespit edilip haritalandırılacağı, belli şartlar dahilinde zeytinlik  alanların bu alanlarda zeytincilik faaliyeti gösteren kişilere devredilebileceği, devralan kişilerin bu alanları amacı dışında kullanamayacağı ve küçültemeyeceği, zeytinlik alanlar ve bu alanların üç kilometre yakınında zeytin yağı fabrikası hariç zeytinlerin gelişimini engelleyici tesis kurulamayacağı, hatta konut alanlarının bile zeytinlik alanlar dikkate alınarak sınırlandırmaya tabi tutulduğu ve zeytinlik alanların daraltılamayacağı hüküm altına alınmıştır.

b-)  Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan Maden Kanununda bulunmayan bir yetki Yönetmelikle verilmiştir. Daha önce Maden Kanunda yapılan benzer bir düzenleme Anayasa Mahkemesince iptal edilmişti. 26.5.2004 günlü, 5177 sayılı Maden Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile Maden Kanunun 7.maddesi değiştirilmişti.

Madencilik faaliyetlerinde izinler başlıklı maddenin 7/1 Orman, muhafaza ormanı, ağaçlandırma alanları, kara avcılığı alanları, özel koruma bölgeleri, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtı, tabiatı koruma alanı, tarım, mera, sit alanları, su havzaları, kıyı alanları ve sahil şeritleri, karasuları, turizm bölgeleri, alanları ve merkezleri ile kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri, askerî yasak bölgeler ve imar alanları ile mücavir alanlarda madencilik faaliyetlerinin çevresel etki değerlendirmesi, gayri sıhhî müesseseler ile ilgili hususlar dahil hangi esaslara göre yürütüleceği ilgili bakanlıkların görüşü alınarak Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir,” biçiminde kuralı Anayasa Mahkemesi’nin 15.01.2009 günlü ve  E: 2004/70, K: 2009/7 sayılı Kararı ile aşağıdaki gerekçelerle iptal etmişti.

Şöyle ki:

Anayasa Mahkemesi: “Anayasa’nın 168. maddesinde; “Tabiî servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabiî servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir.”denilmektedir. Buna göre, tabiî servetler ve kaynaklar kapsamında bulunan madenlerin aranması ve işletilmesi ile ilgili olarak gerçek ve tüzelkişilerin uyacakları koşulların, Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ile yaptırımların yasada düzenlenmesi gerekmektedir.

             Anayasa’nın 43. maddesinin birinci fıkrasında, kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, üçüncü fıkrasında ise, kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartlarının kanunla düzenleneceği belirtilmektedir.

             Anayasa’nın 63. maddesinin birinci fıkrasında, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlamak, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri almak görevi Devlete verilmiş, ikinci fıkrasında ise, bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve tanınacak muafiyetlerin kanunla düzenleneceği esası getirilmiştir.

             3213 sayılı Maden Kanunu’nun 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan iptali istenilen düzenleme ile belirtilen yerlerde yapılacak madencilik faaliyetlerinin, çevresel etki değerlendirmesi ve gayri sıhhî müesseseler ile ilgili hususlar dahil olmak üzere hangi esaslara göre yürütüleceği Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmaktadır.

             Anayasa’nın 168. maddesi uyarınca, tabiî servet ve kaynaklarla ilgili gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken usul ve esasların yasayla düzenlenmesi zorunludur. Bununla birlikte, kıyılarla sahil şeritlerinden yararlanma imkân ve şartları ile tarih, kültür ve tabiat varlıkları ve değerlerinden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamaların da Anayasa’ya uygun olmak koşuluyla yasayla düzenlenmesi Anayasa’nın 43. ve 63. maddelerinin gereğidir.

             Buna göre, belirtilen yerlerdeki madencilik faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin esasların yasada düzenlenmesi gerekirken, iptali istenen kural ile bu hususlara ilişkin düzenlemenin Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılması Anayasa’nın 43., 63. ve 168. maddelerine aykırıdır, iptali gerekir.

             Anayasa’nın 43., 63., ve 168. maddelerine aykırılık oluşturan kural, kuşkusuz, aynı zamanda Anayasa’nın 2. maddesinde ifadesini bulan “Hukuk Devleti” ilkesine de aykırılık oluşturur.” Biçiminde gerekçelerle iptal etmiştir.

Buna rağmen yönetmelikle Yönetmelikle dava konusu düzenlemenin yapılmış olması Anayasa Mahkemesinin kararlarını hiçe saymaktır.

Gene  Zeytinciliğin Islahı, Yabanilerin Aşılattırılmasına Dair Yönetmelikte 2012 yılında yapılan değişiklikler Yönetmelik ile bu değişiklikler yapılamaz gerekçesiyle Danıştay Sekizinci Dairesinin 19/2/2015 tarih E. 2012/6113 K.2015/998 ve 20/01/2016 tarih E.2012/6712 K.2016/166 sayılı kararları ile iptal edilmiştir. Bu karar ile Yönetmeliğin 4.maddesindeki ’Zeytinlik Saha’’ tanımı iptal edilmiştir. Dolayısıyla dava konusu Maden Yönetmeliğinde yer alan ve taşınabilir olduğu belirtilen ‘zeytinlik sahası’ diye bir sınırlama bulunmamaktadır. Ayrıca taşınamıyorsa yok et sonra tekrar ağaç dikersin düzenlemesinin hukukla uzaktan yakından ilgisi bulunmamaktadır, tamamen hukuk dışı vahşi bir cümledir. Bunu bir hukuk metni olarak yazmak dahi suçtur. Biz bu hikayeyi çok duyduk. Madencilik adına tahrip edilen sahaların rehabile edildiğine tanık olmadık.

3-) Davacı Sendika, kaynağını Anayasadan alan, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olup, üyelerinin tüm toplumsal, ekonomik ve mesleki sorunları ile doğrudan ilgilenmekle yükümlüdür. Ayrıca ülkemizin tarımsal kaynaklarının, topraklarının korunması için gereken her türlü girişimde bulunmakla yükümlüdür.

 

4) İptale konu değişiklikle zeytinlik sahalarının yok edileceği, telafisi imkansız zararların ortaya çıkacağı muhakkaktır. Günümüzde toprak ve su kaynaklarının önemi, korunması gerekliliği, kaybının küresel ısınmaya etkileri konusunda dünya devlerinin dahi bir araya gelip toplantılar düzenlediği bir konuda zeytinliklerin göz göre göre kaybı üzücüdür. Zeytin ağaçlarının kurtuluşu için Yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ediyoruz.

Hukuka aykırı işlem hakkında yürütmenin durdurulması için 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunun 27/2 maddesinde yer alan koşullar birlikte gerçekleşmiştir.

Madde 27/2 (Değişik: 2/7/2012 – 6352/57 md.): “Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez” kuralı uyarınca yürütmenin durdurulması gerektiğine inanmaktayız.

 

HUKUKİ SEBEPLER           : Anayasa, İYUK, Maden Kanunu, Zeytinciliğin Islahı, Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun, Maden Yönetmeliği,

 

İSTEM SONUCU                  : Açıklanan ve Dairenizin doğrudan göz önünde buluduracağı nedenlerle; Tapuda zeytinlik olarak kayıtlı olan alanların madencilik faaliyetine açılmasına izin veren Resmi Gazete’nin 01.03.2022 günlü ve 31765 sayısında  yayınlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. Maddesi ile eklenen;

  • Maden Yönetmeliğinin 115. Maddesinin 4. Fıkrasının İPTALİNE,
  • Dava sonuna değin yürütmenin durdurulmasına,
  • Duruşma istemimizin kabulüne,

karar verilmesini dilerim. 08.03.2022

 

Davacı Sendika Vekili

Av. Esmani KIRMIZI

 

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

KESK HABERLER