ŞEKER FABRİKALARI HALKIN EMEĞİDİR, SERMAYEYE PEŞKEŞ ÇEKİLEMEZ!


AKP hükümetinin Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ’nin 14 fabrikasını özelleştirme kararı Resmi Gazete’de ilan edildi. Borç batağında çırpınan iktidar, bütçe açığını kapatma telaşıyla elde kalan son kurumları da sermayeye peşkeş çekme hazırlığını tamamlamış görünüyor.

Bilindiği üzere şeker fabrikalarının satış ihaleleri 2009 ve 2012 yıllarında iptal edilmişti. 2009 yılında yapılan ihaleler üretim şartı korunmadığı için Danıştay tarafından iptal edilirken, 2012 yılında ise dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından durdurulmuştu.

Türkiye tarihinin en büyük özelleştirmeleriyle yerli-yabancı sermayenin çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan iktidar, uzun yıllardır gözünü diktiği şeker endüstrisini özelleştirmek için  kararlı gözüküyor. Özelleştirmeler konusunda bugüne değin tüm özelleştirmelerin % 87’sini gerçekleştiren AKP’nin “yerliliği” de ancak sermayenin çıkarlarına kadar oluyor.

AKP hükümetinin son 15 yılda yaptığı özelleştirmeler ülke istihdamına ve üretimine bir katkı sağlamazken özellikle Gıda, Tarım  ve Hayvancılık  sektörlerinde yapılan özelleştirmeler de ülkenin yerli üretimine büyük darbe vurdu. Özellikle Et Balık Kurumu'nda ve süt sektöründe yapılan özelleştirmeler, bugün ülkeyi hayvancılıkta ve et üretiminde ithalatçı durumuna  getirdi.

Süt Endüstrisi Kurumu ve TEKEL özelleştirmelerinin sonucunda hem tarımsal üretici, hem de bu alanda çalışan emekçiler çok zor durumda bırakılmıştır. Nerdeyse ülkede kamuya ait  fabrika kalmadı. TEKEL’in içki bölümü “değerinin altına” 290 milyon dolara satılırken, birkaç yıl sonra ihaleyi alan firma TEKEL’in içki bölümünü 2,1 milyar dolara satmıştı.

Şimdi de Şeker Fabrikaları TEKELLER’e sunuluyor!

Buğdaya göre 4.4 kat ve ayçiçeğine göre 1.8 kat değer sağlayan şeker endüstrisine göz diken uluslararası tekeller, sektörün karlılığından istedikleri payı almak istiyor.

Şeker fabrikaların yangından mal kaçırır gibi ABD merkezli 'Cargill Raporunun' ardından satışa çıkarılacak olması manidardır. ABD merkezli Cargill raporunda şeker fabrikalarının biran önce özelleştirilmesi istenmişti.

1986’dan beri tarımsal ürün alanında Türkiye’de faaliyet gösteren ve Gıda sektöründe tartışmasız tekellerden biri olan ABD merkezli Cargill firması, Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO)’lar üzerine çalışmaları ile bilinmektedir. AKP iktidarının en büyük sermaye gruplarından biri olan Ülker ile ortaklığı olan ve Nişasta Bazlı Şeker (NBŞ) üretimini gerçekleştiren firma, şeker pancarı üretiminde kotanın düşürülmesini talep etmiş, Ülker’in bir dizi ürününde doğrudan hammadde üretimi noktasında desteği olan Cargill, şeker endüstrisinin değişmesi gerektiğini savunmuştur.

Diğer yandan, Şeker fabrikalarının yapı ve arsalarının şehirlerin en gözde yerlerinde olduğu göz önüne alındığında, böylesi karlı bir alanın Tekellerin iştahını kabartması kaçınılmaz görünüyor.

 Özelleştirme nedeni  “kurumların verimliliğinin sağlanması”

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın (ÖİB) daha önceki duyurularına göre şeker fabrikalarının özelleştirme nedeni “kurumların verimliliğinin sağlanmasıydı”. Ancak durumun hiç de öyle olmadığı, hükümet eliyle Şeker endüstrisinin baltalandığı ortadadır.

Pancardan elde edilen şeker sektörü 3 milyar doları aşan bir katma değer yaratmaktadır. Türkiye’nin yıllık şeker ihtiyacı yaklaşık 3 milyon ton civarında iken, şeker pancarı fabrikaları yılda yaklaşık 2.3 milyon ton üretim yapabilmektedir.

Özelleştirme kapsamına alınan 14 fabrikada Türkiye Şeker üretiminde  toplam çalışanlarının % 55’i istihdam edilmekte; şeker üretiminin % 67’si, melas üretiminin % 64’ü, yaş küspe üretiminin %67’si özelleştirme kapsamına alınan fabrikalarca gerçekleştirilmektedir. Türkiye Şeker fabrikaların pancar ekimi yaptırdığı alanların % 66’sı, ekim yaptırdığı çiftçilerin ise %71’i bu fabrikalara yönelik üretim faaliyetindedir.

Önce Zayıflat Sonra Sat!

Türkiye’de tarımın tasfiye edilmesiyle başlayan hızlı piyasalaşma süreci, her ürünü etkilediği gibi şeker üretimini de etkiledi. Uluslararası Şeker Birliği verilerine göre Türkiye’nin şeker üretimi 2010’dan beri geriliyor. 2010 yılında Dünya piyasası içinde % 1,7’den % 1,3’e geriledi. 2010 yılında 59 bin ton ihraç fazlası veren Türkiye, 2016 yılında ise 40 bin ton şeker ithal etmek zorunda kaldı.

Şeker pancarına uygulanan kota öncesinde 500 bin hektar alan iken şimdi 320 bin hektar alanda pancar üretimi yapılıyor. Üretim, kota öncesi 22 milyon ton iken, şimdi 15 milyon tona düşmüştür.

            Ülkemizde 1998 yılında 492 bin aile, şeker pancarı üretirken, 2014 yılında şeker pancarı üreticilerinin sayısı 124 bine düşmüştü. Pancar üreticilerinin % 75’i pancar üretiminden uzaklaştırılmış, 16 yılda 368 bin çiftçi pancar üretiminden kopartılmıştır.

Şeker üreticisi sayısı hızla gerilerken,  Türkiye’nin kaybı 5,7 milyar dolardır.

Şeker Fabrikalarının Satılması Tarım ve Hayvancılığa Darbe Demektir!

Türkiye’de yıllardır uygulanan yanlış politikalarla hayvancılığa darbe indirildi. Halkın et ihtiyacı ithalatla karşılanır hale geldi.

Şeker üretimi, hayvancılığı da geliştiren bir sektördür. Şeker pancarı yalnız sanayi ham maddesi değil, aynı zamanda hayvan için çok kıymetli gıda olan yaprak, baş ve posa ile bir yem bitkisidir. Bu ürünün üretiminin gelişmesi, sorunları her geçen gün artan hayvancılık için de büyük önem taşımaktadır.

Diğer bir önemi ise, Şeker pancarı ekiminden sonraki yıllarda, aynı araziye ekilen diğer ürünlerin kaliteleri iyi, yıllık ürün toplamı daha fazla olmaktadır.Dekara (doğal) 4 kg saf fosfat, 15 kg potas sağlar. Kendisinden sonra ekilen buğday ve arpa verimliliğini % 20 arttırdığı bilinmektedir.

Özelleştirme sonucu besicilik zarar görecek, hammaddesi dışarıdan temin edilen GDO’lu yem kullanımı artacaktır.

Şeker Fabrikalarının Satılması İthalatın Artması Demektir!

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi sanayide, tarımda ve hayvancılıkta üretimi zayıflatırken, ithalatla birlikte Türkiye’nin dışa bağımlılığını artıracaktır.

Bir yandan şekerpancarı üretimine kota getirilmesi, öte yandan çiftçinin üretimini sürdürememesi sonucu ortaya çıkacak olan şeker açığı ithalatla kapatılacaktır.

Bu süreçte ucuz üretim yaptığı bahanesiyle nişasta bazlı şekerlere tanınan ayrıcalıklar sürdürülecek, Sanayide kullanılan şekerler tamamen mısırdan elde edilen şekerlere dayandırılacak, Ülkemizde pancar çiftçisinden esirgenen kaynaklar ABD ve Arjantin’in mısır üreticilerine ve çokuluslu tekellere aktarılacaktır.

Özelleştirilecek fabrikaların toplam pancar işleme kapasitesi yılda 8 milyon 603 bin Ton olup, Bu miktar, Türkiye Şeker ’in toplam kapasitesinin yüzde 66’sına denk gelmektedir. Bu haliyle Türkiye Şeker Fabrikaları ,  Ülke şeker ihtiyacını yerli kaynaklarla karşılayabilecek durumdadır.

Özelleştirme sonucu tatlandırıcıların ithalatı teşvik edilerek nişasta temelli şeker ve yüksek yoğunluklu tatlandırıcıların piyasa payı daha da arttırılmış olacak, Yabancı şirketler tarafından üretilen nişasta temelli tatlandırıcıların payı 2016 yılında % 25 daha artırılarak şeker piyasasının % 12,5’i düzeyine yükseltilmiştir. Ayrıca ithal edilen yüksek yoğunluklu tatlandırıcı tüketimi de artmaktadır.

İthalata bağımlılığın dış ticaret açığına neden olacağı ortadadır. Dış ticaret açığı Türkiye ekonomisinin en büyük sorunlarından olup,şeker fabrikalarının özelleştirilmesi, ayrıca ödemeler açığının büyütülmesi ne neden olacaktır“yerli ve mili” olduğunu iddia eden AKP iktidarı yerli üretimden vazgeçerek, ülkeyi uluslar arası kartellere teslim etmiştir. 

Şeker Fabrikalarının Satılması Gelir Uçurumunun Büyümesidir!

Özelleştirme adı altında yapılacak satışla birlikte kent ile kırsal bölge arasındaki gelir dağılımındaki eşitsizliği daha da derinleştirecektir.öte yandan  istihdam düşecek buna bağlı olarak da kırdan kente göç de hızlanacaktır.

Yaklaşık 350 bin çiftçi ailesi bu işten geçimini sağlamaktadır. Özelleştirme sonucunda Türkiye şeker Fabrikalarına  pancar satan üreticilerin % 71’i artık pancar üretemez duruma düşeceklerdir.

Şeker pancarından şekerin yanında, etil alkol, ispirto ve hayvan yemi (Melaz) elde edilmektedir. Yan ürünleriyle de Şeker endüstrisi büyük bir istihdam kaynağıdır. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi durumunda, aile bireyleriyle birlikte sayıları 2 milyonu aşan şeker pancarı ve yan ürünlerinden geçimini sağlayan üreticiler, ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalacaklardır.

Milyonlarca kişiye doğrudan ve dolaylı olarak geçim imkanı veren sektör hükümet eliyle bitirilmek isteniyor. Şeker üreticisine, işçisine, taşıyıcısına, besicisine, kozmetik ve ilaç sektöründen yem sektörüne, biyoetanolsektörününe kadar geniş bir kesime büyük darbe vuruluyor. 

Şeker Fabrikalarının Satılması İşçi Haklarının Gaspıdır!

ÖİB’den yapılan duyuruya göre işçilere diğer kamu kurumlarına geçme imkanı tanınacağı belirtiliyor. Ancak geçmişteki yaşanan tecrübeler göstermiştir ki özelleştirmeler yanlızca işsizlik ve yoksulluk getiriyor.

Bu güne kadar özelleştirmelerde; Sümerbank’da, Et Balık’da, TEKEL’de ve diğer özelleştirmelerde de aynı durumu yaşadık. Bu kez de şeker fabrikalarında çalışan binlerce işçi sokağa atılacak ve aileleri perişan edilecektir.

Özelleştirilecek fabrikalarda bugün çalışmakta olan 4410 işçi ve memur, özelleştirme sonrasında önemli hak kayıplarına uğrayacaktır.

Şeker fabrikasının özelleştirilmesi, işçileri sendikasızlaştırırken sendikaları da zayıflatacaktır.

 Şeker Fabrikalarının Satılması Bir Halk Sağlığı Sorunudur!

Ülkenin pancar üretiminden çekilmesi, şeker ihtiyacının tamamen mısırdan yapılan nişasta bazlı şekerlerden karşılamasına neden olacaktır.

Dünyada nişasta bazlı şeker üretimi gerilerken Türkiye’de % 4 büyümektedir. Fransa, Hollanda, İngiltere, Almanya gibi birçok Avrupa ülkesinde yasaklamalara gidilirken en büyük üretici ABD’de bile nişasta bazlı şeker (NBS) kotasını düşürmektedir. Türkiye’de ise  2014-2015 yılında Bakanlar Kurulu tarafından kota % 30 artırılmıştır.

Genetik yapısına müdahale edilmiş mısırdan üretilen tatlandırıcıların halkın sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri kaçınılmazdır. Mısırdan üretilen tatlandırıcıların kansere neden olan etkileri tartışılmaktadır. Bu nedenle pancardan şeker üretiminden vazgeçilmesi halk sağlığı açısından zararlıdır.

Ancak, Şeker pancarı üretimi halk sağlığına ve doğaya pekçok faydası bulunmaktadır.

Bir dekar şekerpancarı alanı, üç (3) dekar çam ormanından daha fazla oksijen sağlar. Ekolojiktir.

GDO'lu yem yerine Pancar küspesi kullanılabilmektedir.

Nişasta bazlı şeker ve ürünleri piyasaya ucuz sunulabilir fakat şeker pancarı şekerindeki kalitenin bulması mümkün olmayacaktır.

Bilinmelidir ki, bu fabrikaların özelleştirilmesi, insan sağlığına ilişkin zararları bilinen NBŞ sektörünün kısa sürede büyümesini sağlarken pancar şekeri üretimi azaltarak, çok sayıda çiftçimizin ve tarım alanlarımız üretim süreçlerinin dışında kalmasına neden olacaktır.

Şeker Fabrikalarının Satılmasına Sessiz Kalmayacağız!

Özelleştirmelere karşı Gerek Konfederasyonumuz KESK’in, Gerekse  sendikamız TARIM ORKAM-SEN’in tavrı yıllardır bilinmektedir. Sendikamızın örgütlü olduğu İşkollarından olan Şeker Sektöründe yapılmak istenen talan ve yağmaya karşı kararlı mücadelemizi süreceğini kamuoyuna duyururuz.

Emekçilerin on yıllardır alın teriyle yaşattığı Şeker fabrikalarının özelleştirilmesinden vazgeçilmeli, şeker pancarından şeker üretilmeye devam edilmelidir.

Başta nişasta bazlı tatlandırıcılar olmak üzere, tüm tarım ürünleri ithalatından vazgeçilmelidir.

Şeker Pancarının yetiştirilmesinden, üretimine ve pazarlanmasına değin tüm süreçte üreticilerin söz ve karar sahibi olacakları örgütlenme egemen olmalıdır. Şeker fabrikaları yeniden yapılandırılmaları, modernizasyon çalışmaları yapılarak rekabet gücü arttırılmalıdır.

Nişasta Bazlı Şeker tüketiminde kota artırırken, Şeker pancarı üretimine kota uygulayan Hükümetin kimlerle işbirliği yaptığı açıklanmalıdır.

Şeker Fabrikalarının satışı sadece çiftçi sorunu değil, halkın sorunudur! Halk sağlığı her türlü gelirden önemlidir.26.02.2018

 

TARIM ORKAM-SEN

MERKEZ YÖNETİM KURULU

Facebook'ta Paylaş

Adakale Sokak, Ada apt. No: 8/13 Yenişehir – ANKARA
Telefon : 0312 430 5811 - Faks : 0312 430 1563
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Tarım Orkam Sen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Yazılım: Hatırnaz Yazılım