İTHAL ET POLİTİKASI FİYASKODUR!


AKP iktidarı saplandığı dış borç batağı ve cari açığın kırmızı alarm seviyesine ulaşması sonucu en son Şeker Fabrikalarının özelleştirmesinde olduğu gibi, ülkenin elinde kalan son kaynak ve birikimleri de küresel sermayenin sömürü ve talanına açmış durumda. Üretimin durma noktasına geldiği ülkemizde ekonomi, faiz ve dövizdeki yükselişe endekslenerek, Hükümet  ithalata mahkûm olmuştur.

Bir zamanlar gıda üretiminde kendi kendine yetebilmesiyle övünen Türkiye, 26 ülkeden et, Bulgaristan’dan saman, Kanada’dan mercimek ithal eder hale geldi.  Güvenli gıda üretimi açısından stratejik önemdeki TARIM  ve HAYVANCILIKsektörü  yanlış politikalarla sürekli baltalandı ve baltalanmaya davam ediliyor.

Üreticiye, besiciye destek olmak, ülke hayvancılığını geliştirmek amacıyla kurulan Et ve Balık Kurumu’nun çeşitli işletmeleri ya satıldı, ya kapatıldı, ya da başka kurumlara devredildi. Son olarak Gıda  Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlanan Et ve Balık Kurum’un geriye sadece 9 kombinası kaldı ve piyasa payı % 3’lere düştü. Kuruluş amacı piyasayı düzenlemek ve yerli üreticiyi desteklemek olan Et ve Balık Kurumu, 2010 yılında ithalat yapmakla görevlendirildi. İthalat için ise gümrük vergileri düşürüldü. Et ve Balık Kurumu’nun yanı sıra Süt Endüstrisi Kurumu (SEK) ve Yem Sanayi A.Ş.’nin de özelleştirilmesi sonucu üreticinin hayat damarları kesildi, HAYVANCILIK neredeyse devlet eliyle çökertildi.

AKP’nin yanlış TARIM politikaları yüzünden para kazanamayan çiftçi hububat üretiminden vazgeçmiş durumdadır. Çiftçi hububat ekmeyince besicilerin ihtiyacı olan kaba yem olan saman ithal edilmeye başlandı.  Besici yem maliyetlerinin yükselmesi sonucu besicilik yapmayı bıraktı. Diğer yandan ithalat teşvikleri artırıldı. Buğdayın ithalat gümrük vergisi % 130’dan % 45’e, arpada % 130’dan % 35’e, mısırda ise vergi % 130’dan % 25’e canlı büyükbaş hayvanların ithalat gümrük vergisi % 135’ten % 26’ya, Karkas et ithalatında ise % 100 ile % 225 arasında olan gümrük vergisi % 40’a indirerek Türkiye’yi ithalatçılar için adeta cennet bir yer haline geldi. 2016 yılında büyükbaş hayvan ithalatı 2015 yılına göre % 125, 2016 yılında küçükbaş hayvan ithalatı ise 2015 yılına göre % 59 artmış durumda.

İthalatta 'ucuz et’ skandalı!

“Eşim 29-30 liradan kırmızı et alıyor, 70 liraya alıyorsan o senin problemin” diyen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref FAKIBABA, ithal et satışıyla piyasayı regüle etme çabalarını umutsuzca sürdürüyor. Antepfıstığının piyasa fiyatını düşürmek için de tehdit olarak kullandığı ithalat politikasının ülke üretimini uçurumun eşiğine getirmesinin yanı sıra diğer tehlikeleri de ortaya çıkarıyor.

Türkiye’nin 2011-2012 yıllarında Polonya’dan ithal ettiği yaklaşık 3 bin sığır etinde “deli dana” hastalığının çıkması da bu “ucuz etin” skandallarından biridir. Bakan Ahmet Eşref FAKIBABA’nın “Dar gelirli kardeşlerim o eti almasın diye hastalık bahane ediyorlar. Etleri ben yiyorum, o etleri alıyorum. Onun için bütün vatandaşlarım çok rahat olsun” açıklaması ise bir zamanlar radyasyonlu çay içen bakanı anımsatır niteliktedir.

Söz konusu etleri hem özel şirketlerin hem de Et ve Balık Kurumu’nun ihraç ettiği ve Polonya’daki et analiz şirketlerinin kesilen hayvanlara BSE testi yapmadığı halde yapılmış gibi rapor verdiği tespit edildi. Tarım Bakanlığı uzmanları söz konusu etlerde Deli dana hastalığı olup olmadığını bilmediklerini, tahlil sonuçlarının Lehçe olduğu için anlayamadıklarını söyledi.

Bu trajik olay da göstermektedir ki ette fiyat istikrarını sağlama amacıyla başvurulan “ithalatla terbiye” politikası fiyasko ile sonuçlanmıştır. İthalat, ette perakende fiyatlar üzerinde kontrol imkanı vermemiş, ithalat yüzünden maliyetinin altında satmak zorunda kalan üretici-besiciyi zor durumda bırakmıştır. İthalat politikası, perakende fiyatlardaki yükselişi önleyememesi yanında halk sağlığını tehlikeye atan ciddi riskleri barındırmakta; öte yandan, zararına satış yapmak zorunda kalan üreticiyi  bitirmekte, yüzlerce besiciyi iflasa sürüklemektedir. Görevi üreticiyi-besiciyi desteklemek olan Bakanlık, tam aksini yaparak, ithalatla üreticiyi yok olma noktasına getirmiştir.

Bir kez daha uyarıyoruz!

  • AKP, ithalata dayalı bu yanlış politikasında ısrar ederse yerli besi sektörü tümden yok olacak ve ülke tamamen dışa bağımlı hale gelecektir. Bu yanlış politikaların sorumluları yaşanan skandallara pişkin pişkin cevaplar vermek yerine, üreticiyi ve tüketiciyi koruyan ciddi politikaları hayata geçirmelidir.
  • Sorun öncelikle yüksek girdi maliyetleridir. Maliyetlerin düşürülmesi için gerekli adımlar atılmalıdır.
  • Meralar rant için imara açılmasından vazgeçilerek üretim için kullanılmalı,
  • Ekim yapılmayan tarım arazileri teşviklerle yeniden ekim yapılır hale getirilmeli,
  • İthalat gümrük vergileri yükseltilerek çiftçi korunmalıdır.
  • Sendikamız Tarım Orkam-Sen dün olduğu gibi bugün de, üreticinin desteklenmesi ve sağlıklı etin lüks olmaktan çıkarılıp halkın her kesiminin tüketebildiği bir gıda olabilmesi için mücadelesini sürdürmeye devam edecektir.04.06.2018

Kamuoyuna duyurulur.

TARIM ORKAM-SEN

MERKEZ YÖNETİM KURULU


Facebook'ta Paylaş

Adakale Sokak, Ada apt. No: 8/13 Yenişehir – ANKARA
Telefon : 0312 430 5811 - Faks : 0312 430 1563
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Tarım Orkam Sen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Yazılım: Hatırnaz Yazılım