Çiftçiye Faiz Zulmü Tasarısı


AKP milletvekilleri tarafından Meclis’e sunulan ‘Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nde çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan, ödemesi geciken ve takibe düşen krediler yani sorunlu kredilerin yüzde 12 ile yüzde 18 faizle yapılandırılması öngörülüyor. Çiftçiyi tefecilerden koruyarak yaşatma politikasından çiftçiyi faize boğarak bitirme politikasına...

Osmanlı’da çiftçiler...

19. yüzyılda Osmanlı’da çiftçiyi ve tarımı tefecilerin yıkıcı etkisinden kurtarmak için adımlar atılmıştır: İmar Meclisleri, Memleket ve Menafi Sandıkları ve nihayet Ziraat Bankası’nın kuruluşu. Amaç üretimin sağlam finansal kaynaklara dayandırılarak sürdürülmesi olmuştur.

1888 yılında kurulan Ziraat Bankası’nın amacı, çiftçilere finans desteği sağlamak, mevduat kabul etmek ve ziraata ilişkin sarraflık ve aracılık işlemleri ifa etmek olarak belirlenmiştir. Banka, kuruluş amacı gereği, yıllarca çiftçi kesiminin finansman ihtiyacını karşılamış ve tarımı desteklemiştir. Mevcut sistem içerisinde, geçmiş tecrübeler de göz önüne alındığında; tarımsal üretimin arttırılması, verimliliğin geliştirilmesi ve kalitenin yükseltilmesi amacıyla üreticilerin finansman ihtiyaçlarının kamu bankacılığı yoluyla gerçekleştirilmesi Türkiye için en uygun model olarak karşımıza çıkmaktadır.

1929 Buhranı...

1929 Dünya Ekonomik Buhranı, Türkiye ekonomisini derinden etkilemiş, tarım ürünlerinin fiyatları içte ve dışta önemli oranlarda düşmüş ve ihracatı olumsuz etkilemiştir. 1930’lu yıllarda T.C. Ziraat Bankası’nın yetersiz kaldığı durumlarda çiftçilerin kredi taleplerinin karşılanması için Tarım Kredi ve Satış Kooperatifleri kurulmuştur. Destekleme alımları politikasını sürekli yürütecek bir kurum olarak 1937’de Tarım Bakanlığı kurulmuş ve destekleme alımlarının yapılabilmesi için 1938’de Toprak Mahsulleri Ofisi hizmete girmiştir.

İç talebin canlandırılması ve ithal ikameci politikaların geçerli olduğu 2. Dünya Savaşı sonrası dönemde nispetten sorunsuz bir dönem geçiren tarım kesimi, neoliberal tarım politikaların uygulanmaya konulduğu 1980’lerden itibaren tasfiye ve yıkım sürecine sokulmuştur. Dünya Bankası, IMF ve FAO gibi uluslararası sömürü kuruluşlarının önermiş olduğu politikalar sonucunda çiftçiye destek veren, piyasadan korunmasını sağlayan ve denge/denetleme görevi üstlenen kurum/kuruluşlarının tamamı özelleştirildiğinden çiftçilerimiz vahşi kapitalist piyasanın sömürüsüne mahkûm edilmiştir.

2000’li yıllar...

Türkiye 2000 yılı sonu ve 2001 yılı başlarından itibaren ekonomisinde meydana gelen krizler nedeniyle iktisadi politikalarda değişikliğe gitmiş, neoliberal politikaların gereği tarımda destekleme alımları sınırlandırılmış ve üreticilere doğrudan gelir desteği adı altında kaynak aktarılmaya başlanmıştır. Yine 2001 yılı ekonomik krizi sonucunda kamu bankalarının (Ziraat Bankası, Halk Bankası, Emlak Bankası) rehabilite edilmeleri gereği gerekçe gösterilerek bu çerçevede 15.11.2000 tarih ve 4603 sayılı kanun “T.C. Ziraat Bankası, T. Halk Bankası A.Ş. ve T. Emlak Bankası A.Ş. Hakkında Kanun” yürürlüğe girmiştir. 2000’li yıllardan sonra da T.C. Ziraat Bankası’nın tarımsal kredi uygulamaları devam etmiş ancak, tarımsal kredi faizleri piyasa faizleri düzeyine yükseltilmiş, tarımsal kredilerin toplam krediler içerisindeki payı yıllar itibarıyla giderek azalmıştır. Bankanın özelleştirmeye hazırlık politikaları sonucu kullandırılan tarımsal kredilerde T.C. Ziraat Bankası yetersiz kalmaya başlamıştır.

Tarıma destek yerlerde

5488 sayılı Tarım Kanunu (2006) ile “tarımsal desteklemeler için bütçeden ayrılacak toplam kaynağın GSMH’nin %1’inden az olamayacağı” esası getirilmiş bununla birlikte uygulama bu paralelde gerçekleşmemiştir. Tarım kesimine son 11 yılda verilmesi gereken destek 260 milyar TL olması gerekirken, 2019 yılı itibarıyla sadece 103 milyar TL ödemede bulunulmuştur. Tarımsal destekleme ödemelerin yetersiz kalması çiftçilerin finansman ihtiyacını daha da arttırmıştır. Böylece tarım kesiminin finansman gereksinimi büyük ölçüde özel finans kuruluşlarına devredilmiştir. Burada ortaya çıkan öncelikli konu tarım kesiminin kullanabileceği uygun finansman olanaklarına ulaşabilmesidir.

2017 yılı itibarıyla dünyada tarım sektörünün bankalardan kullandığı kredi miktarı toplam kredilerin %2.9’unu oluştururken, bu sektörün GSMH’ye katkısı %4 olmuştur. Bazı gelişmiş ülkeler içerisinde 2017 yılında tarım kesiminin toplam krediler içerisindeki payı Almanya’da %5.3, Belçika’da %4.7, Fransa’da %3.6 Avustralya’da %3.3, Yeni Zelanda’da %2.7 ve İtalya’da %2.5 olarak gerçekleşmiştir. Bu ülkelerde tarım sektörünün GSMH’ye katkısı %1’ler düzeyindedir. Türkiye’de ise tarımın GSMH’ye katkısı %6’lar civarındayken, bu kesimim toplam kredilerden aldığı pay %3’ler civarındadır. 2000’li yıllarda tarımın GSYH içindeki payı %13.4 iken 2017 yılı itibarıyla %6.1’e, Milli Gelir içindeki payı ise %10.8 iken 2016 yılı itibarıyla %6.9’a düşmüştür. Toplam krediler içerisinde tarımsal kredilerin seyrine bakıldığında neoliberal dönüşüm sürecinin tipik yansımalarını görmek mümkündür.

Toplam krediler içinde tarımsal kredilerin payı 1975’te %23.30 iken 1991’de %13.14’e gerilemiştir. Neoliberalizme karşı gelişen büyük toplumsal muhalefetin baskısı ve genel seçim süreçlerinin de etkisiyle çiftçilere kredi desteği artarak 1995’te %18.75’e kadar çıkmıştır.

Tarım kredileri payı 1997’den sonra sert biçimde gerileme sürecine girmiş, 2002’de % 4.64’e 2017 yılında ise %3.31’e kadar gerilemiştir. Ziraat Bankası Tarımsal Kredi Faiz Oranı ile enflasyon oranı ilişkisine bakıldığında 1980’de Ziraat Bankası Tarımsal Kredi Faiz Oranı %16 iken, enflasyon oranı %90.3’tü; 2001 yılına kadar olan dönemde istisnalar hariç faiz oranları enflasyon oranının altında seyretmiştir. Tarımda izlenen kredi politikalarının bu yıllarda özelliği, faiz oranlarının diğer kredilere oranla düşük tutulmasıydı. Bu çiftçiyi tefeciden korumak, tarım üretiminde doğa koşulları ve piyasa koşulları nedeniyle oluşacak riski bir nebze de olsa telafi etmeyi amaçlamaktaydı.

DB ve IMF programlarının bir sonucu olarak 2001’den itibaren yıllık kredi faiz oranları yıllık enflasyon oranlarından yüksek seyretmiştir. 2002’de Ziraat Bankası Tarımsal Kredi Faiz Oranı %68 iken aynı yıl için enflasyon oranı %29.7; 2010’da %12.0’ye %6.4; 2017’de %14’e %11.9 olmuştur. 2002 yılında tarım kredileri 2.440 milyon iken tarımsal destekleme miktarı 1.868 (tarımsal desteğin krediyi karşılama oranı %76.5) milyondu. 2017 yılına gelindiğinde tarım kredileri 68.239 milyon iken tarımsal destekleme 12.800 milyon (tarımsal desteğin krediyi karşılama oranı %18.7) oldu. Oranlara bakıldığında aradaki farkın AKP iktidarı döneminde büyüdüğü görülmektedir. Bu durum çiftçinin borçlanma ve faiz tuzağına bilinçli olarak sürüklendiğini göstermektedir.

Faiz kıskacı

Meclis’e sunulan kanun teklifi ile çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatifleri’nden kullanmış oldukları ancak 31/12/2020 tarihi itibarıyla takibe düşen kredi borçları, %12-18 arası basit usulde faiz ile yeniden yapılandırılarak ödemesi sağlanmaya çalışılıyor.

AKP iktidara geldiği dönemde 2.5 milyar olan çiftçi borcu 18 yılda 72 kat artarak 180 milyarın üstüne çıktı. Çiftçilerin kamu ve özel bankalara olan borcu 134 milyar lirayı aşmıştır. Tarım Kredi Kooperatifi kaç çiftçinin ne kadar borcu olduğunu, kaç çiftçinin icra takibinde olduğunu açıklamıyor. Ancak çiftçi Ziraat Bankası ve Tarım Kredi’ye olan borçları nedeniyle haciz ve icra tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır. Borç batağından çıkamayan, üretim maliyetlerinde (mazot, gübre, tohum, ilaç vb.) dışa bağımlılığı sürekli biçimde artan çiftçiler bırakın kredilerini ödemeyi, maliyetlerini çıkaramadığından dolayı üretimden vazgeçiyorlar. Tüm koşulların uygun geçtiği üretim koşullarında çiftçinin para kazanacağı dönemlerde ise çoğu durumda sıfır gümrük vergisi ile tarımsal ürünler ithal edildiğinden ürünler ya elde kalıyor ya da çok düşük fiyatlarla alıcı buluyor.

Çiftçiler, uzun süredir Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası kredilerinde yapılandırma istiyor. Ziraat Bankası takibe düşen alacaklarla ilgili bir süre önce 1 milyon liraya kadar yeniden yapılandırma çalışması başlattı. Tarım Kredi Kooperatifleri ise çiftçiyi haciz kıskacına alarak borçlarını tahsil etme yoluna gitti. Ancak, tepkiler üzerine mart ayı sonuna kadar haciz işlemlerini durdurdu. Bu kanun teklifi aynen kabul edilirse belirli oranda yapılandırma yapılabilir ancak sorunu çözmeye yetmez. Özellikle Tarım Kredi’den kredi kullananlar küçük ve düşük gelirli çiftçiler. Bu yapılandırma ve bu faiz oranları ile borçlarını ödemeleri çok zor görünüyor.

Kurumlar ne yapıyor?

1- Halkın sağlığını hiçe sayarak ürettiği hileli gıda ürünlerinden dolayı defalarca Bakanlık tarafından ifşa edilen bir firma ortağı, Tarım Kredi Marketleri’nde etkin bir göreve getiriliyor.

2- Gıda enflasyonuna karşı çözüm olarak açılan, halkın ucuz ve sağlıklı gıdaya erişimini kolaylaştıracağı iddia edilen Tarım Kredi Marketleri’nde satılan ürünlerin fiyatı, diğer zincir marketlerde satılan ürünlerin fiyatı ile aynı hatta daha yüksek.

3- Eski AKP Milletvekili Adem Tatlı’nın Genel Müdürlük yaptığı Tarım Kredi Kooperatifi iştiraki olan Tareks Hayvancılık’ta yönetim zafiyeti nedeniyle yaşanan skandal hayvancılık cinayeti ülke hayvancılığına da büyük bir darbe vurmuş, konu CİMER ve SPK raporlarına yansımasına rağmen zararın hesabı kimseye sorulmadan  dosya kapatılmıştır. Belgelenmesine rağmen herhangi bir soruşturma açılmayan bu  gibi hayvancılık cinayetini kamuoyuna bildiren gazetecilere (S.İ) ihtarnameler çekiliyor.

4- Amacı çiftçinin üretim maliyetlerini düşürmek, piyasayı regüle etmek ve denge- denetleme görevi olan Tarım Kredi Kooperatifi iştiraki olan gübre üreticisi Gübretaş, bir ton üre gübreyi 2 bin 50 liradan ithal edip, çiftçiye 3 bin 240 liradan satarak destek yerine köstek olmaya devam ediyor.

5- Sürekli olarak yerli ve millilikten dem vuran AKP-MHP iktidarı döneminde, yerli üreticiyi desteklemesi ve piyasayı regüle etmesi gereken Tarım ve Orman Bakanlığı bağlı kurumu Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), kendi çiftçisine layık görmediği fiyatların çok üstüne tarımsal ürün ithalatı yaptırarak, hem ülke ekonomisine hem de çiftçiye zarar vermeye devam ediyor.

6- Çiftçi kuruluşları olan Tarım Kredi Kooperatifleri, Toprak Mahsulleri Ofisi ve Ziraat Bankası’nda bu kadar yönetim zafiyeti, şaibeli işler ve hukuksuzluk varken, neoliberal politikalar sonucunda çiftçiden esirgenen kaynaklar uluslararası tekellere aktarılırken, “yerli ve milli” AKP-MHP iktidarı bunlara ses çıkartmadığı gibi bu kurumlarda herhangi bir denetleme ve hesap da sormaya yanaşmıyor.

Faiz iktidarı

Bir yandan faiz sisteminin haram olduğu söylemini alttan alta yayan AKP iktidarı; hem çiftçilere hem de diğer vatandaşlarımızın büyük bölümüne yüksek faiz oranlarıyla kamu parasını vermekten de imtina etmeyerek dini nasıl da siyasallaştırıp ekonomik çıkarları doğrultusunda kullandığını göstermiştir.

Mevcut faizin üzerine yeniden faizle yapılandırma yapmanın bir anlamı yok. Çünkü yüzde 18 faiz oldukça yüksek bir oran. Bu teklif borç batağındaki çiftçiye faiz zulmü dayatıyor. Faiz darbesi indiriyor çiftçiye. Çiftçi neden borç batağında? Çünkü maliyetler fahiş oranda artmış, salgınla birlikte derinleşen ekonomik kriz üretimi ve üreticiyi vurmuş, çiftçinin bin bir emekle ürettiği ürünü, eti ve sütü para etmemiştir. Kazanamayan çiftçi borç batağına saplanmıştır. Bunlarda hiç vicdan yok! Zaten kan ağlayan çiftçiye bir darbe daha vurmaya çalışıyorlar utanmadan.

Çözüm olarak:

1- Takipteki kredi faizleri silinmeli, ana para 5 yıldan az olmayacak şekilde uzun vadeli yapılandırılmalıdır.

2- Üretimin sürdürülebilirliği açısından çiftçiye faizsiz veya çok düşük faizli yeni kredi desteği verilmelidir, ayrıca doğrudan üretim desteği adı altında çiftçilere kademeli destek verilmelidir.

3- Üretim maliyetleri azaltılmalı, mazot, gübre, ilaç, tohum gibi ana kalemlerdeki destekleme oranları artırılmalıdır. Mazot, gübre, ilaç ve tohumda ÖTV ve KDV oranları sıfırlanmalıdır.

4- Tarımsal ürünlerin ithalatında uygulanan düşük gümrük vergileri artırılmalıdır. Üretim teşvik edilerek alım garantisi verilmelidir.

5- Tarım Kredi Kooperatifi, Toprak Mahsulleri Ofisi vb. çiftçi kuruluşlarının TMMOB, ziraat odaları, sendikalar ve diğer ilgili DKÖ’leri tarafından oluşan bağımsız komisyonlarca denetlenmesi sağlanmalıdır.

6- Özelleştirmeler sonucu elden çıkarılan, denge-denetleme ve çiftçiye destek olan kurumlar demokratik katılım ve yönetim ilkesi temelinde yeniden kurulmalıdır.

7- Neoliberal politikalardan bir an önce vazgeçilmelidir.

8- Mevcut tarım sisteminin değiştirilerek toplumsal ihtiyaçlar temelinde ekolojik üretim sistemlerinin esas alınacağı, kolektif üretim ve tüketimin kooperatifler üzerinden gerçekleşeceği bir yapılandırma hayata geçirilmelidir.

*Tarım Orkam-Sen MYK


Facebook'ta Paylaş

Adakale Sokak, Ada apt. No: 8/7 Yenişehir – ANKARA
Telefon : 0312 430 5811 - Faks : 0312 430 1563
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Tarım Orkam Sen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Yazılım: Hatırnaz Yazılım