image

Tarım orkam-sen Genel Meclisi 5.Dönem  3.Toplantısı Sonuç Bildirgesi Tarım Orkam-sen Genel Meclisi toplantısı Ankara katliamında yitirdiğimiz arkadaşlarımızın anısına 5 Aralık Cumartesi günü saat 10:04'de Ankara Garı önünde yapılan anma etkinliği ile başlaması planlanmıştı ancak faşist anlayış yine devre girerek Ankara Garına giden  tüm yollar AKP nin etkinliği nedeniyle kapatılmış ve Gar önüne gitmemize engellenmiştir. Tarım Orkam-Sen Genel Meclisi 5. Dönem 3.Toplantımızda 10 Ekim Ankara katliamında yitirdiğimiz arkadaşlarımızın anısına saygı, yaralı arkadaşlarımıza acil şifa ve yakınlarını kaybedenlere başsağlığı dilekleri ifade edilmiş, Tarım Orkam-Sen Genel Meclisi 5. Dönem 3.Toplantısı bu mücadelede yitirdiğimiz barış şehitlerine ve onların mücadelesine adanmıştır. Genel Meclisimizin tüm üyeleri, örgütümüzün bütün birimleri ile seferber olarak yaralı arkadaşlarımız ve yitirdiğimiz arkadaşlarımızın aileleriyle dayanışmanın büyütülmesinin altını çizmiştir. AKP hükümeti sürmekte olan çatışmasızlık ve müzakere sürecini tek taraflı olarak sona erdirmiş, devlet tarafından önceden planlanmış olan şiddet ve savaş politikaları adım adım hayata geçirilmiştir. AKP hükümeti çatışmasızlık ortamının yarattığı görece demokratik ortamın kendisini gerileteceğini öngördü. Bu öngörüyle çatışmasızlık ortamına son vererek yaratacağı şiddet sarmalının hukuksal alt yapısını başta İç Güvenlik Yasası olmak üzere benzer diğer uygulamaları hayata geçirerek hazırladı. 7 Haziran seçimleri sonucunda ortaya çıkan iradeyle AKP tek başına iktidar olma şansını kaybetmiş ve toplumsal muhalefeti temsil eden güçler, eskisine oranla daha güçlü bir şekilde parlamentoya girmiştir. Daha önce Adana’da, Mersin’de Diyarbakır'da adım adım uygulamaya konulan savaş konsepti Suruç katliamı sonrasında İç Güvenlik Yasası ile güçlendirilmiş olan şiddetin düzeyi yükseltilmiştir. Bu süreç içinde toplumun değişik kesimleri arasında büyük ayrışmalar yaratılmış kutuplaştırma en üst seviyeye çıkarılmıştır. Ülke, bir iç savaşın eşiğine getirilmiştir. 7 Haziran'dan 1 Kasım’a kadar geçen sürede egemen kılınan savaş ve şiddet sarmalı 1 Kasım seçim sonuçları üzerinde önemli bir etki yarattı. Bu anlamıyla 1 Kasım sonucunda ortaya çıkan şey Türkiye halklarının özgür iradesiyle ortaya çıkardığı bir durum olmaktan uzaktır. 1 Kasım sonuçları devlet zoruyla halkın siyasal iradesinin gasp edilmesinden başka bir şey değildir. Aynı dönemde Rojava’da ortaya çıkan sistem ve halkların elde ettiği pozisyon da AKP hükümetinin daha fazla saldırganlaşmasına neden oldu. Bu süreç içinde başta konfederasyonumuz KESK olmak üzere çeşitli emek ve meslek örgütleri siyasal partiler, kurumlar ve çevrelerin barış talebi önemliydi. 10 Ekim'de KESK, DİSK, TTB ve TMMOB'un çağrısıyla Ankara'da yapılmak istenen barış mitingi Türkiye tarihindeki en kanlı katliamla engellendi. Ankara katliamı, AKP tarafından korunan, her fırsatta masum gösterilmeye çalışılan IŞİD’li katiller tarafından devletin açık ve örtük destekleri ile gerçekleştirilmiş ve bu katliam AKP’nin işine yaramıştır. AKP, katliamın faillerini gizlemek, IŞİD canilerini masum göstermek için, katliamı IŞİD dışındaki başka birçok örgüt ve kuruma mal etmeye çalışmış, koyduğu yayın yasaklarıyla da gerçekleri gizlemiştir. Bu savaş ve kaos ortamından beslenerek yine tek başına iktidar olma şansı yakalayan AKP’nin bundan sonraki dönemde saldırılarına devam edeceği görülmektedir. Bütün toplumsal muhalefete yönelecek olan bu saldırıların bir kısmı da emek alanına yönelik olacaktır. Yürütülmekte olan savaş politikalarının finansmanını sağlamak için bütçe de savaş bütçesi olacak şekilde planlanacaktır. Önümüzdeki süreçte emekçiler, daha fazla yoksullaştırma, güvencesizleştirme, özelleştirme, daha çok iş cinayetleri, ötekileştirme ve toplumsal hayattan daha fazla dışlanma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Baskı, sürgün, açığa alınma ve görevden alma operasyonları hız kazanacak ve emekçiler açısından mevcut koşullar daha da ağırlaşacaktır. Yolsuzluk ve yoksulluk daha çok yaygınlaşacak ve bunun hesabının sorulması devlet tarafından engellenmeye çalışılacaktır. Bu günlerde hükümetin yürüttüğü savaş politikalarının etkisiyle, zaten var olan kadına yönelik şiddetin artışı da dikkat çekmektedir. Bu artış devletin savaş politikalarının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Öte yandan, yapılacak olan yeni anayasa ve Türkiye'nin yönetim sisteminin değiştirilmesine yönelik tartışmalar da siyasal gündemi büyük oranda belirleyecek niteliktedir. Dünyada, orta doğuda ve ülkede yaşanan bu koşullar karşısında Genel de KESK, özelde Tarım orkam-sen  tarihinin ve geleneğinin kendisine yüklediği görevle önümüzdeki dönemde de siyasal alanla toplumsal alan arasındaki geçişi sağlayacak dönüştürücü bir rol oynamalıdır. Bu bağlamda toplumsal muhalefetin güçlenmesi için oluşturduğumuz ittifakların genişletilerek pekiştirilmesi, savaşa karşı barış cephesinin güçlendirilmesi, bütün demokrasi ve emek güçlerinin birleşik mücadeleye sokacak platformların yaratılması önemlidir. 1 Kasım’da tek başına iktidara gelen AKP, bir süreden beri yaptığı gibi hem devleti hem de kamuyu yapısal olarak değiştirmeye devam ediyor. Buna karşılık, Genel de KESK’in özelde Tarım orkam-sen’in de kendi mevcut örgütsel yapısını güçlendirmesi, kendi yapısal durumunu yenilemesi gerekliliği kaçınılmazdır.