Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy ve çevresindeki köylerde, 10 Ocak 2026 tarihinde yayımlanan acele kamulaştırma kararıyla birlikte bölgede yeni bir saldırı süreci başlatılmıştır. Kararın ardından bölge halkı, yaşam alanlarına yönelik bu müdahaleye karşı bir kez daha ayağa kalkmış; toplantılar yapılmış, itirazlar yükselmiş, hukuki ve fiili mücadele hazırlıkları eş zamanlı olarak başlatılmıştır.
Acele kamulaştırma kararı, yalnızca bir mülkiyet meselesi değildir. Bu karar; toprağın, suyun, üretimin ve yaşamın geleceğine yönelik kapsamlı bir gasp girişimidir. Bölgedeki yurttaşlar, kendilerine sorulmadan, rızaları gözetilmeden ve kamuoyuna yeterli bilgi sunulmadan alınan bu kararın açık bir hak ihlali olduğunu ifade etmektedir.
Alınan karar kapsamında, İkizköy ve çevresindeki 679 parsel tarım arazisi acele kamulaştırılmıştır. Kamulaştırılan alanların toplam büyüklüğü yaklaşık 6.200 dekardır. Bu alanın içinde yaklaşık 2.000 dekar zeytinlik bulunmaktadır. Bölgedeki zeytinliklerde dekara ortalama 20 ağaç düştüğü dikkate alındığında, yaklaşık 40 bin zeytin ağacı yok edilme tehdidi altındadır.
Üstelik saldırı yalnızca bu alanlarla sınırlı değildir. Şirketin daha önce satın aldığı araziler ve orman alanları da hesaba katıldığında, ilk etapta kömür madenciliğine açılması planlanan toplam alan yaklaşık 7.500 dekara ulaşmaktadır. Bu büyüklükte bir alanın kömür işletmesine açılması, geri dönüşü olmayan bir ekolojik yıkım anlamına gelmektedir.
Kamulaştırılan alanlar; zeytinlikleri, tarım arazilerini, ormanları ve köylülerin geçim kaynaklarını yok ederken, aynı zamanda Bodrum başta olmak üzere çevre yerleşimlerin su ihtiyacını karşılayan doğal su kaynaklarını da ciddi biçimde tehdit etmektedir. Bu tablo, alınan kararın kamu yararıyla değil, şirket yararıyla şekillendirildiğini açıkça göstermektedir.
Acele kamulaştırma, olağanüstü durumlar için öngörülmüş istisnai bir uygulamadır. Ancak ortada ne savaş vardır, ne afet, ne de acil bir kamu ihtiyacı. Buna rağmen bu yöntem kullanılarak köylünün mülkiyet hakkı gasp edilmekte, itiraz ve savunma yolları fiilen etkisizleştirilmektedir.
Yöre halkının ve köylülerin sözü nettir:
“El konulan sadece üç beş ağaç değil; suyumuz,
toprağımız, evimiz, hayvanlarımız ve geleceğimizdir.”
Bu karara karşı hem hukuki hem de fiili mücadelemizi kararlılıkla
sürdüreceğiz, topraklarımızı terk etmeyeceğiz.
Bizler buradan bir kez daha açıkça ifade ediyoruz:
Bu haklı direnişte köylüler yalnız değildir. Sendikalar, meslek örgütleri, ekoloji ve çevre hareketleri ile halk, dün olduğu gibi bugün de bu mücadelenin yanındadır.
Bu karar rızasızdır, hukuksuzdur ve yaşam hakkına aykırıdır.
Toprağın, suyun, zeytinin ve köylünün geleceği şirketlere teslim edilemez.
Yetkilileri acele kamulaştırma kararından derhal
vazgeçmeye; Akbelen ve çevresindeki köylerde yaşayan yurttaşların yaşam,
üretim ve mülkiyet haklarına saygı göstermeye çağırıyoruz
13-09-2024