Ülkemizde 1976 yılından beri 21 Mart’lar “Dünya Ormancılık Günü” olarak ve içinde bulunan hafta da “Orman Haftası” olarak değerlendirilmektedir. Bu hafta bizde Ormancı çalışanların mutluluklarından ,Ormancılık yönünden olumlu gelişmelerden bahsetmek isterdik ama ne yazıkki Ormancılık alanındaki gelişmelere baktığımızda bu pek mümkün değil.
Siyasi iktidar işbaşına geldiği günden beri Kestane ve kızılağacı orman ağacı olmaktan çıkaran yasa, Maden Yasası, Yenilenebilir Enerji Yasası, Turizmi Teşvik Yasası, Mera Yasası, kısa anlatımla 2/B Yasası,Kadastro Yasası vb. yasaların yanı sıra, Ağaçlandırma Yönetmeliği, Amenajman Yönetmeliği, İzin Yönetmeliği, 2/B yönetmeliği gibi yasa ve yönetmelikler çıkartarak ormanları sermayenin hizmetine sunmaktadır. Bilime, hukuka aykırı bu uygulamaların düzeltilmesi için başvurulacak yargı yolları da kapatılmak istenmektedir. Ormanlar her türlü maden işletmeciliğine, turizm yatırımına, HES’lere, enerji yatırımına, çöplük yapımına vb. yatırımlara tahsis edilerek sermayeye ucuz arsa fırsatı yaratılmaktadır. Siyasi iktidar ekonomik krizden çıkışın yolunu inşaat sektöründe görmekte ve bunun içinde doğal varlıkların başında yer alan ormanları bu sektörlerin çıkarına sunmaktadır.
Ormancılık kurumlarında hemen hemen her düzeyde kadrolaşma yapıldığı, ormancı kamu çalışanlarının en son çıkartılan Atama ve Yer Değiştirme Yönetmelikleri ile çalışma barışının bozulduğu ve çalışanların huzursuz edildiği ise bir başka gerçektir. Kadrolaşmanın ulaştığı boyutun sonucu olsa gerek ki; ormancı meslek örgütlerinin yönetimleriniyandaşlarının kazanması için siyasal iktidar baskı ve yıldırma yöntemi uygulamaktan çekinmemektedir. Buna örnek olarak Sendikamızın Yeni görevine başlayan Orman Genel Müdürüne hem görevinde başarılar dilemek için hemde çalışanların sorunlarının iletmek için üç defa yaptığı randevu talebi Genel Müdürün yoğunluğu gerekçesi ile yanıtsız bırakılırken, aynı Genel Müdürün bu yoğunluk içerisinde Yandaş sendikayı iadeyi ziyarete ettiği görülmüştür.
Ormanların sermaye için yatırımlara tahsis edilmesinin sınırlarının alabildiğince genişletilmesi dahi yeterli görülmemiş, 2/A Yasası ile “Orman olarak muhafazasında yarar görülmeyerek” orman alanlarının orman sınırı dışına çıkarma daha da kolaylaştırılmıştır. Siyasi iktidar yargı denetimi istemediği gibi ormancılık meslek örgütlerinin ve demokratik kitle örgütlerinin görüş ve önerilerini de dikkate almamaktadır.
Aynı zamanda teşkilat olarak çalışanların bırakın yanında olmayı haklarının bile verilmediği görülmüştür. 666 sayılı Kanunhükmünde kararname ile kaldırılan ancak Anayasa Mahkemesi kararı ile 666 Sayılı K.H.K. ‘nin yeniden iptal edilmesi ile “Yangın ve Sınırlandırma Tazminatı” nın verilmesinde hiçbir yasal engel yokken uygulamanın nasıl olacağı bir muammadır. Bakanlar kurulu kararı ile bazı bakanlık çalışanlarına verilen fazla çalışma ücretleri her ne kadar yeterli olmasa bile Ormancı Çalışanlara verilmemesi ile, 24 saat esasına göre çalışan Orman Genel Müdürlüğü personelinin hakkının yenildiği açıktır. Anlaşılıyor ki çalışana değil satana ücret mantığı ile hareket edilmektedir.
Bütün bunlar yetmezmiş gibi 2008 Yılında Orman Muhafaza Memurları kolluk kuvvetleri statüsüne alınmış olduğu halde kolluk kuvveti olmanın hiçbir hakkından faydalanmaması büyük bir mağduriyet doğurmaktadır.
Ormanlarımızın ve doğal varlıklarımızın korunduğu ve güvencede olduğu, Ormancı çalışanların sorunları çözülmüş olduğu “21 Mart”ları kutlamak istiyoruz! 23.03.2013
TARIM ORKAM-SEN
GENEL MERKEZİ