Sendikamızın 3. Dönem VII. Başkanlar Kurulu 2-3 Ekim 2010 tarihlerinde Ankara’da MerkezYönetim Kurulumuz, Denetleme Kurulu Başkanımız ve 17 şubemizin katılımıyla toplandı. Toplantıya Merkez Disiplin Kurulu Başkanımız ile Kastamonu şubemiz mazeretli nedeniyle katılamadılar.
Geçtiğimiz dönem siyasal ve sendikal süreci değerlendiren kurulumuz, AKP hükümetinin uyguladığı emek ve demokrasi karşıtı politikalarının vardığı boyuta dikkat çekmiştir. Kurulumuz;AKP hükümetinin, demokratikleşme, 12 Eylül anayasası ve darbecilerle hesaplaşma iddialarıyla gündeme getirdiği anayasa değişikliği paketi ve referandum sürecinin, esasen sermayenin çıkarları doğrultusunda ve AKP’nin kendi öznelsiyasal ihtiyaçları üzerinden gündemleştiğinin altını çizmiştir.Demokratikleşme ve darbecilerle hesaplaşma yalanının tozu dumanı içerisinde,kamu emekçilerine grev yasağı getiren, toplu sözleşme hakkı tanınıyormuş gibi yapılarak, toplu sözleşmeyi engelleyen, yargı üzerindeki siyasi tahakkümü artıran ve 12 Eylül anayasasının yasakçı zihniyetini koruyan anayasa değişikliği paketi yapılan referandumla kabul edildi. AKP’nin her türlü baskı,tehdit, şantaj ve rüşvet gibi gayri ahlaki yöntemleri de kullanarak baskıladığı referandum sürecinde, liberal çevrelerin, kimi yandaş sendikaların ve çıkar çevrelerinin de hükümete verdiği açık destek dikkat çekicidir.
Başkanlar kurulumuz çalışma yaşamında yoğunlaşan güvencesizliğe ve esnek çalışma koşullarına da dikkat çekmiştir. Hükümetin gündeme getirdiği ve mecliste bekleyen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundaki değişikliklerle, kamu emekçilerinin iş güvencesinin ortadan kaldırılmak istendiğini işaret eden kurulumuz, bu değişikliklerin kabul edilemeyeceğini ifade etmiştir.
İktidarolduğu günden bu yana kamunun tasfiyesine yönelik çok ciddi hamleler yapan hükümet aynı zamanda kamu kurumlarında baskı, sürgün ve yandaşları aracılığıyla kadrolaşma girişimlerini de hızlandırmıştır. Son dönemlerde tarım, çevre ve orman alanında da sürgün ve siyasi kadrolaşma faaliyetleri artmıştır. Çalışma barışını bozan bu uygulamalar aynı zamanda kamu hizmetlerinin yürütülmesinde de aksamalara neden olmaktadır.
Ülkemiz tarımı uygulanan politikalar neticesi tarihinin en kötü günlerini yaşamaktadır.En temel tarımsal ürünler ve et ithali yerli üreticiyi üretimden koparmıştır. Hükümet tarım ve hayvancılığın gelişmesi için planlama yapmak yerine, uluslar arası tarım ve gıda tekellerinin çıkarına politikalar yapmaktaki ısrarını sürdürmektedir.
Son dönemlerde ülkemizin dört bir tarafında doğamız HES projeleriyle adeta boğulmak istenmektedir. Uzun bir süredir birikmiş onca çevre sorununa çözüm yaratmamakta direnen Hükümet ve ilgili bakanlık, binlerce HES projesiyle doğa katliamlarına yenisini eklemek istemektedir.
12 Eylülde yapılan ve kabul edilen referandumun hemen ardından yeni anayasa tartışmaları da hız kazanmıştır. Ancak hükümetin ve ona destek veren sermaye kesimleri ile liberallerin savunduğunun aksine yeni özgürlükçü, demokratik biranayasa artık kaçınılmazdır. Kürt sorunun demokratik çözümünü içeren, inançlar ve kimlikler karşısında eşit, grev ve tis hakkını tanıyan, güvencesiz ve esnekçalışmayı yasaklayan bir anayasa için emek ve demokrasi güçlerinin mücadelesi tayin edici olacaktır.
Önümüzdeki dönem güvencesiz ve esnek çalışma biçimleri olan 4-B, 4-C, taşeron vb. her türlü statünün çalışma hayatından çıkartılması ve herkese güvenceli istihdam için mücadeleyi yükseltmeliyiz.
İşkollarımızda ki baskı, sürgün ve siyasi kadrolaşmaya karşı, tepkimizi daha güçlü ortaya koymalı, bu tür saldırıları püskürtmeliyiz.
Tarımın çökertilmesine, çevre ve ormanın yağmalanmasına karşı, alanımızdaki örgütlü meslek örgütleri ve çevre hareketleriyle birlikte daha etkin bir mücadele örgütlemeliyiz.
Başkanlar kurulumuz yukarda ana hatlarıyla değinilen talepler üzerinden önümüzdeki dönemi mücadele ve örgütlenme süreci olarak tarif etmiştir. Kurulumuz aynı zamanda Emek ve demokrasi güçlerinin birleşik mücadelesinin de kaçınılmaz olduğunun altını çizmiştir.
TARIM ORKAM-SEN
7.BAŞKANLAR KURULU