12 Eylül ve 28 Şubat darbelerinde gördüğümüz uygulamaların benzeri bu kez AKP sivil darbesinde hayata geçirilmiştir. Sınırlı olan hak ve özgürlüklerin bile rafa kaldırıldığı bu süreçte, AKP’ nin iktidarının devamlılığı için yıllardır sürdürdüğü toplumsal kutuplaşma, ötekileştirme, yok sayma ve yok etme politikaları hepimizin de bildiği üzere 7 Haziran 2015 seçimleri sonrasında katlanarak artmıştır. Kamusal alandaki en kapsamlı uygulaması için düğmeye basıldığını 17 Şubat 2016 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 2016/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile görüyoruz. Anayasaya ve Uluslararası hukuka açıkça aykırı olan bu genelgeyle toplumun diğer kesimlerinde olduğu gibi kamuda da tek ses tek insan tipi hedeflenmekte, farklı olan her ses, her düşünce tasfiye edilmeye çalışılmaktadır.
Kamu emekçileri yıllardır süren böl/parçala/yönet taktiği ile farklı kadrolarda, ( 4/a, 4/b, 4/c, sözleşmeli, taşeron, vekil vb.) düşük ücretlerle ve güvencesiz istihdam ile zaten çalıştırılmaktadır. Emeklilik yaşı yükseltilirken, emekli aylığı bağlanma oranıyla birlikte emekli maaşı da düşürülmüştür. Bugüne kadar var olan pek çok hakkımız ya budanmış yada tamamen ortadan kaldırılmıştır. Kadrolaşma, adam kayırma had safhaya ulaşmıştır.
Geldiğimiz aşamada mevcut iktidar bunlarla da yetinmemekte; Kamuda sadece kendisine biat eden, kendisine kulluk eden anlayışı bırakarak, geri kalan herkesin bu genelgeye dayandırılıp hukuksuz bir şekilde işten çıkarılmasını amaçlamaktadır.
Dün için nasıl ki makul şüpheli genelgesi ile toplumun tamamı bir anda potansiyel suçlu ilan edilmiş ise, şimdi çıkarılan genelgeyle de kamuda çalışan herkes “legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten kişiler” olarak ilan edilmiştir. Düne kadar kol kola çalıştıkları yapılanmaları bir anda örgüt ilan eden iktidarın yarında işine, çıkarına denk düşmeyen herkesi örgüt ilan edeceği apaçık ortadadır.
Kamuda yağmaya, talana, hırsızlığa göz yummayacak, kamuda ve toplumsal yaşamda antidemokratik uygulamalara razı olmayacak kamu çalışanları işten atılmaya çalışılacaktır. Gün gelecek kıyafeti beğenilmeyen, gün gelecek bakışı duruşu beğenilmeyen, gün gelecek adı memleketi beğenilmeyen, gün gelecek ırkı, inanç beğenilmeyen herkes işten atılmaya çalışılacaktır. Bugün en demokratik tepkiler ve basın açıklamaları bile topluma terör faaliyeti gibi gösterilmeye çalışılıyorken, bundan sonraki süreçte hiçbir şeye çıtını çıkarmayan, sindirilmiş kamu çalışanı hedeflenmektedir.
Ne yazık ki, hedeflenenler için hazır kadroların çoktan iş başına geçtiğini görmekteyiz. Kendisini kamu çalışanı olmaktan ziyade parti istihbarat elemanı olarak gören, kin ve nefret duygusuyla personelini fişleyen, ötekileştiren, ayrıştıran, bunu da yarın öbür gün daha büyük bir koltuk edinme ihtimali üzerinden tasarlayan anlayış ve kişiler, arkalarına aldıkları iktidar gücüyle büyük bir pervasızlık içinde hareket etmektedir.
Kraldan çok kralcı kesilenlerin yakınlardaki en somut örneği Balıkesir/ Ayvalık İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Yusuf AYGÜN olmuştur. AKP İlçe Başkanlığına “Sayın Başkanım, istemiş olduğun bilgi notu ektedir. Allaha emanet olun. İyi çalışmalar” şeklinde ilettiği mailinde; İlçe Müdürlüğü personeli hakkında karalayıcı ve hakaret içeren sözler sarf ederek personeli adeta fişlemiştir. Personel hakkında İdari Makamlar nezdinde herhangi bir girişimde bulunmayan Yusuf AYGÜN, partiyi şikâyet mercii olarak görerek görevini kötüye kullanmış, açıkça suç işlemiştir. Ayvalık İlçe Müdürü olan Yusuf AYGÜN hakkında Sendikamızca Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmuş, Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı Bakanı Faruk ÇELİK’ e, Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığına, Balıkesir Valiliği’ne gereğinin yapılması için yazılı olarak bildirilmiştir. Bu süre içinde Kaymakamlıkça da soruşturma açılması gerekirken Ayvalık İlçe Kaymakamı tarafından soruşturma açılmamış, konunun Cumhuriyet Savcılığına yansıdığı gerekçe gösterilerek ötelenmiştir. Balıkesir Valiliğinin gereğini yapması, soruşturmayı ivedilikle başlatması görevidir. Kamuda topyekün tasfiyeyi gerçekleştirmeyi hedefleyen bu hukuksuz uygulamalara ve kimi makam sahibi kişilerin işgüzarlıklarına karşı sessiz kalmayacağımız, Bu ve bunun gibi uygulamaların sorumluları cezalandırılıncaya kadar, sendika olarak takipçisi olacağımız tüm kamuoyunca bilinmelidir. Keza Sendika olarak, örgütlü olduğumuz Tarım ve Orman İşkolunda yaşanan bütün sorunları, eksiklikleri, çalışanların ihtiyaçlarını ve işkolumuza ilişkin önerileri iletmek üzere yetkili makamlardan randevu talep etmemize rağmen, hem Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı hem de Orman ve Su İşleri Bakanlığından dönüş olmamış, Sendikamıza randevu verilmemiştir. İşkollarımızda nasırlaşmış bütün sorunlar yandaş sendika üzerinden çözülmüş gibi gösterilmiş, sorunların çözülmediğini daha da kangrenleştiğini zaman bize göstermiştir. Dolayısıyla kurum yetkilileri sorunlara çözüm bulmak yerine; genel ülke politikalarında yapıldığı gibi sendikamızı yok saymakta, taraf olmaktadır.Bugüne kadar nasıl ki yok saymalara, hukuksuzluklara boyun eğmediysek ve mücadele kararlılığımızla işkolumuzda var olan sorunları kamuoyunun gündemine taşıdıysak, bugünden sonrasında da onurlu ve kararlı duruşumuzdan, mücadele anlayışımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.
İşkolumuzun ve çalışanların sesi olmaya devam edeceğiz. 04/03/2016
TARIM ORKAM SEN
MERKEZ YÖNETİM KURULU