image

Bugünlerde Mecliste “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun Tasarısı” görüşülmektedir. AKP hükümeti sağlık alanı başta olmak temel kamu hizmetlerini piyasaya açmak için yaptığı yasal düzenlemeleri de kamuoyuna reform, dönüşüm gibi olumlu kavramlarla izah ettiği de göz önüne alındığında, bu yasa tasarısının da orman köylülerini kalkındırmak için yaptığını iddia etmesinin bir aldatmaca olduğu anlaşılacaktır. Tasarı yasalaşırsa satışlardan elde edilecek gelirin neredeyse tamamına yakını çevre ve şehircilik Bakanlığına aktarılarak kentsel dönüşümlerde kullanılacak.

Tasarı Kamuoyunda 2/B olarak bilinen(410 bin hektaralan) 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş olan alanların satışını içermektedir. Ancak yasa tasarısındaki en büyük tehdit 2/A olarak tarif edilen ‘orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler’ hükmü ile tüm orman alanlarının gerek görüldüğünde satışını öngörmektedir. Öyle ki istenildiği zaman her ormanlık alan ‘orman olarak muhafazasında yarar görülmediği’ gerekçesiyle yağma ve talana açılabilecektir.

Tasarı ayrıca mülkiyeti hazineye ait olan 927 bin hektar tarım arazisinin satışını da içermektedir. Adeta mirasyedi evlat gibi kamusal varlıkların satışı ve özelleştirilmesinde sıra ormanlarımıza ve hazine arazilerine gelmiş bulunmaktadır.  Tasarı yasalaştığı takdirde 2/B ve hazine arazisi olarak toplam 1 milyon 337 bin hektar alan satışa çıkarılacaktır. Satış işlemlerinde satış bedeline itiraz etmeme ve dava açmama, yürütmeyi durdurma ve tedbir kararı verilemeyeceği yaptırımı da getirilmektedir.

Yasa tasarısını gerekçelendirirken orman niteliğini kaybetmiş alanların yeniden ormana dönüşümünün mümkün olmadığı iddia edilmektedir. Dolayısıyla satmaktan ve değerlendirmekten başkaca da yol yok denmektedir. Oysa hem 2/B nin yasal dayanağında böyle bir ibare yoktur hemde bu iddia bilimsel bakımdan da yanlıştır. Bu alanlar pekâlâ yeniden ormanlık alanlara dönüştürülebilinir.

Yasa tasarısı bundan sonrada artık benzer beklentilere yol açacağından ormanlık alanlarda daha fazla saldırıyı beraberinde getirecektir. Özellikle kıyı şeritlerinde ki ormanlık alanlar rantiyenin hedefi haline gelecektir. Ormanlık alanlarda ki şimdiye kadar yapılan yasa dışı yağma bundan sonra yasal mevzuata kavuşmuş olacaktır.

Tasarıda 2/B alanlarının orman köylülerine tarımsal amaçla satılacağı vurgulanmaktadır. Yoksullukla pençeleşen orman köylüleri bırakın 2/B alanı satın almayı, tasarıyla köylerinden kovulma tehditi altına gireceklerdir. Tasarı tamamen rant ve çıkar çevrelerinin ihtiyaçları üzerinden gündeme getirilmiştir. Tasarıda bulunan ‘orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen’ ibaresi ile de artık 21,6 milyon hektar ormanlık alan talana ve yağmaya açık hale getirilecektir.

Doğal yaşamının vazgeçilmez bir parçası olan ormanlarımıza yönelik bu tehdit tüm insanlığa karşı işlenmiş büyük bir suçtur. Tasarı bu haliyle geçtiğinde telafisi mümkün olmayan felaketlerle karşı karşıya kalabileceğiz. Bu nedenle yasa tasarısı derhal geri çekilmeli, 2/B olarak tarif edilen alanların yeniden ormanlık alana dönüştürülmesi için çalışmalar başlatılmalıdır. 23 Mart 2012

  TARIM ORKAM-SEN

             GENEL MERKEZİ