15 Temmuz sonrası çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle; sorgusuz/sualsiz ve haksız bir şekilde, bir gecede görevden alınan üyelerimizle yapacağımız büyük emekçi yürüyüşümüz, “İşimi Ekmeğimi Geri İstiyorum!” şiarıyla bugün İstanbul Kadıköy'den başladı.
Darbe Girişimi sürecinden sonra, darbeci olanların yanı sıra darbeyle hiçbir bağı olamayacak kamu emekçileri de -sırf muhalif oldukları için- görevden alınma ve görevden uzaklaştırma listelerine dahil edilmiştir. Hak arama ve demokrasi mücadelesinde sesi çıkan, yani gerçekten sendikacılık yapan tek memur örgütü olan KESK susturulmak istenerek; bir yandan kamusal alanda tam anlamıyla biat kültürü yerleştirilirken bir yandan da başta iş güvencesinin kaldırılması ve esnek çalışma olmak üzere, yapılmak istenen değişikliklere zemin hazırlamaya çalışılmıştır.
İktidar, mücadele geleneğinden gelen bir konfederasyonun üyelerini bu hamlelerle bezdiremeyeceğini anladı ve suçluymuş gibi kamuoyuna sunularak görevden uzaklaştırılan KESK üyelerinin büyük bir kısmı tekrar görevlerine başlatıldı.
Gerçek suçluların sokaklarda özgürce dolaştığını , görevlerini sürdürmeye devam ettiklerini tahmin ediyor ve kamuoyuna soruyorduk:
KESK üyelerinin sahte ihbarlarla görevden uzaklaştırılması, görevine son verilmesi bir tesadüf müdür? Yoksa belli makamlara gelmiş gerçek darbecilerin hedef şaşırtmak için başvurduğu bir yöntem midir?
Acı bir şekilde gördük ki fetocu olduğu iddia edilen bir polis memuru bu ülkenin geleceğine kurşun sıkabiliyor, bir büyükelçiye suikast düzenleyerek ölümüne sebep olabiliyor. Nasıl olduysa 15 Temmuz sonrasında görevine aktif bir şekilde devam ediyor. Açığa alınmıyor, ihraç edilmiyor!!!
Ancak; yolu hiçbir zaman darbeyle ve darbecilerle kesişmeyecek, tam tersine; bu ülkede demokrasinin gelişmesi uğruna büyük bedeller ödemiş bir sendikanın üyeleri, gerekçenin ne olduğunu bile bilmeksizin görevden uzaklaştırılıyor, görevine son veriliyor !!!
Meydanlara inerek kamuoyuna sesimizi duyurmak mücadele geleneğimizin bir parçasıdır ki toplumun farklı kesimleri de aynı yöntemi ihtiyaç duyduğunda kullanıyor. Daha iki gün öncesine kadar şeriat sloganları atarak meydanlara inenlere, IŞİD terör örgütünün bayraklarını taşıyanlara sonsuz hoşgörü gösterilirken, bugün hak arama mücadelesinin bir ayağı olan yürüyüşümüz plastik mermilerle, biber gazlarıyla engellenmeye çalışılıyor.
Soruyoruz: Bu nefretiniz kamu emekçisine mi, demokrasiye mi?
Susmuyoruz, sineye çekmiyoruz. Sendikacılık yapmanın ve sendikal eylemlere katılmanın asla suç sayılamayacağını biliyoruz. Kamu emekçisinin kapı kulu yapılmaya çalışılmasına itirazımız var. Demokratik bir ülkede, demokrasinin norm ve kriterlerine göre yaşamak istiyoruz. İnsan haklarına ve evrensel değerlere sahip çıkıyoruz. Ve bu savunduklarımızın suçmuş gibi gösterilmesini, arkadaşlarımızın ihraç edilmesini kabul etmiyoruz.
Bugün saldırılarınıza, plastik mermilerinize, biber gazlarınıza ve gözaltılarınıza rağmen İstanbul' dan Ankara' ya ısrarla yürümeye devam edeceğiz.. Kamuda görevden alınan ve görevden uzaklaştırılan tüm üyelerimiz görevlerine başlatılıncaya kadar mücadelemize devam diyoruz. 21.12.2016
YAŞASIN SENDİKAL MÜCADELEMİZ
YAŞASIN KESK
YAŞASIN TARIM ORKAM-SEN
MERKEZ YÖNETİM KURULU